Toplumsal Tarih Dergisi

Mayıs 2005
Toplumsal Tarih Dergisi
Zeki Arıkan
Osmanlı İmparatorluğu?nun kuruluşunun 700. yıldönümü

Osmanlı İmparatorluğu?nun kuruluşunun 700. yıldönümü olarak kabul edilen 1999 yılı, gereksiz övgüler, savurganlıklar, Osmanlı?yı Türkiye Cumhuriyeti?nden daha başarılı gösterme çabaları vb dışında tutarlı ve kalıcı bilimsel araştırmalara da ortam hazırladı. Prof. Dr. Salih Özbaran?ın, Osmanlı?nın farklı bir kimliği olarak algılanan Rûm/Rûmilik üzerine yaptığı araştırma, bu olumlu çabalardan biri olarak, önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Portekiz kaynaklarında karşılaştığı Rûm, Rûmi ve Rume(s) deyimlerinin farklı bir kimliği anlatması yazarın çıkış noktası olmuştur. Rûm/Rûmi sözünün önce Roma, daha sonra Bizans İmparatorluğu?na bağlı olan yerleri ve buralarda oturanları anlattığına şüphe yoktur. En azından bu topraklar üzerindeki sürekliliği vurgulayan bir kavramdır Rûmilik. Prof. Dr. İlber Ortaylı?nın, Osmanlı?yı Roma?nın devamı sayan görüşlerini de bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Yalnız ne varki Roma=Bizans, Bizans=Osmanlı gibi bir denklem kurmanın anlamsızlığı da ortadadır. Türk - İtalyan ilişkilerinin başlangıç dönemini derinlemesine inceleyen Prof. Dr. Şerafettin Turan?a göre İtalyanlar önce Selçuklu İmparatorluğu?na ait yerleri belirlemek için Turchig sözünü kullanmışlardı. Daha sonra Küçük Asya?da hüküm süren Anadolu Selçuklularının egemen olduğu ve Türkmenlerin yoğun olarak yaşadıkları yerleri anlatmak için de bu sözün kullanıldığını görmekteyiz. Fakat herhalde Rûm ve Rûmi sözcükleri daha kapsamlı olarak kullanılmıştır. Rûmi, her şeyden önce Osmanlı kimliğini simgeler. Yıldırım Bayezit, Sultan-ı İklim-i Rûm?dur. İstanbul?u alan Fatih Sultan Mehmet, Doğu Roma?nın varisi olarak Kayser-i Rûm unvanını benimsemiştir. Yavuz?un Suriye ve Mısır?ı ele geçirmesinden sonra ?Rûm?, bu fetihlerden önceki imparatorluk topraklarını anlatan bir içerik kazanmıştır (s. 20). Ancak herhalde Doğu Anadolu, ?Rûm? coğrafyasının dışında kalıyordu. Çünkü 15. yüzyılda ve 16. yüzyılın ilk yıllarında bu yörede yürürlükte olan Hasan Padişah (Uzun Hasan) yasaları, ?Rum?dan, Rum canibinden gelen? kumaştan, pastavdan, çukadan söz eder. Bundan, Rûm?un Amid (Diyarbakır), Ergani, Harput vb. dışında farklı bir ?diyar? olduğu anlaşılır (Ö. L. Barkan, XV. ve XVI. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğu?nda Ziraî Ekonominin Hukukî ve Malî Esasları I: Kanunlar, İstanbul, 1943, s. 166, 183, 188). Osmanlı?da Sivas-Tokat-Amasya yörelerini tek bir yönetim altında birleştirerek buraya ?Rûm eyaleti? denildiğini biliyoruz. Elbette, Rûm/Rûmi deyimleri bu eyaletle sınırlı değildir. Değildir, ama tarihçilerin ?Memalik-i Rûm? sınırlarını çizmek konusunda tam bir görüş birliği içinde olmadıkları da açıktır (s. 24). Bunu, İstanbul ve çevresiyle sınırlı tutanlar da yok değildir. Özbaran, bu konuda yerli ve yabancı tarihçilerden yığınla örnek vermektedir. Hele hele kimi kitabe ve mezar taşlarında geçen Rûm/Rûmi sözlerinin Grek ya da Yunanlı olarak çevrilmesi de ayrı bir sorundur. On altıncı yüzyılın ünlü tarihçisi, bürokratı ve aydını Gelibolulu Mustafa Âli?nin Rumilik konusuna getirdiği doyurucu açıklamalar dikkat çekicidir. Onun üzerinde ayrıntılı bir araştırma yapan C.Fleischer?e göre Âli, ?Anadolu ve Rumeli de gelişmiş farklı kültürler ile Arap-İran değerleriyle bütünleşen, ancak İslam tarihi çerçevesinde benzersiz bir olgu olarak ortaya çıkan ?Rûmi kimliğini? çok iyi betimlemiştir (Bureucrat and Intellectual in the Ottoman Empire, the Historian Mustafa Âli [Tarihçi Mustafa Âli Bir Osmanlı Aydını ve Bürokratı, İstanbul, 1996], Princeton, 1986, s. 26). Âli, şehirli okur-yazarları Rûmi olarak niteler ve onları imparatorluk içinde başka soydan, başka kandan gelenlerden her zaman üstün tutar. Buna karşılık ?Türk? ve ?Etrak? olarak adlandırdığı toplulukları ?yolkesen, ziyankâr, haramzade, alçak, namert...? olarak tanımlamaktan çekinmez. Bu, dönemin Osmanlı aydınının Türk köylü ve göçebelerine bakış açısını yansıtmaktadır. Öte yandan Rûm, Rûm kanunu sözleri tamamen Osmanlı düzenini ve yöntemini anlatmaktadır: Vilayet-i mezbure ahalisine [Bozok] dahi Rum kanunu emr olup ...? (B